2025 Türkiye’sinde, teknolojinin toplumsal yapılar üzerindeki etkisi, her geçen gün daha da derinleşiyor. Bu değişimin belki de en belirgin izleri, televizyonun yaşamlarımıza sızan etkisinde gizli. Bir zamanlar evlerin ortasında mutlu sohbetlerin yapıldığı, ailelerin birlikte vakit geçirdiği televizyonlar, artık ailenin ve bireylerin sosyal ilişkilerini yok eden, onları birer “hücre mahkumu”na dönüştüren bir araç haline gelmiş durumda.
Televizyonun Gücü ve Aile İlişkilerine Etkisi
Televizyon, geçmişte eğlenceli bir topluluk aktivitesi olarak kabul edilirdi. Ancak günümüzde, bu alet, yalnızca eğlence değil, aynı zamanda aile içindeki iletişimin en büyük engeline dönüşmüş durumda. Eskiden akşam yemeklerinde veya bir araya gelindiğinde yapılan sohbetler, televizyon ekranının ışığına yenik düşerek, birer sessiz izleyiciye dönüştü. Artık aile bireyleri, televizyonun sesiyle birbirlerinden uzaklaşmış, adeta birer odada yalnız kalmış gibi yaşıyorlar.
Birçok ailede, televizyonun sesi evin her köşesine yayılırken, bireyler arasındaki sohbetler yok olmuş durumda. Yan odada televizyon sesi kesildiğinde, bu durum merak konusu haline geliyor. “Acaba odaya geçtiler mi?” ya da “Yattılar mı?” gibi basit ifadeler, günün tek iletişim şekli haline gelmiş. Bir zamanlar doğal olan insan ilişkileri, artık dijital ekranlarla şekilleniyor ve birbirine bağlı olan aile bireyleri, birbirlerinden yabancılaşıyorlar.
İnsani Bağlar Zayıflarken, Ekranlar Güçleniyor
Televizyonun bu istilası yalnızca ailelerin iletişim biçimlerini değil, aynı zamanda toplumsal bağları da zayıflatmış durumda. Aileler kalabalık olmalarına rağmen, birbirlerinden giderek daha yalnız hale geliyorlar. İnsani ihtiyaçların karşılandığı, sofralarda bir araya gelinen, sohbet edilen o eski günler geride kalmış gibi. Aile bireylerinin yemek yediği sofrada bile göz göze gelmesi, neredeyse bir hayal gibi. Bu durum, insan ilişkilerinin giderek mekanikleştiğinin bir göstergesi. Yemek ihtiyacı bile sadece mutfakta, ayak üstü karşılaşılan bireylerle karşılanır hale gelmiş durumda.
İşte tam da burada, televizyonun toplumsal etkisinin ne kadar güçlü olduğunu görüyoruz. Aileler arasında bile gözle görülür bir iletişim eksikliği var. Bu, sadece bireysel bir tercih değil, toplumsal bir dönüşümün yansıması. Televizyon, artık bir eğlence aracından çok, ailelerin ve bireylerin birbirlerine yabancılaşmalarına neden olan bir güç haline gelmiştir.
Televizyon İstilası: Bir Sorun ve Çözüm Arayışı
Bu durumu bir senaryo olarak yazmak, çoğu insana oldukça fantastik gelebilir. Ancak ne yazık ki, günümüzde bu senaryo, bizzat oyuncuları olarak hepimizin yaşadığı bir gerçeğe dönüşmüş durumda. Eğer bu durum böyle devam ederse, toplum olarak daha da yalnızlaşacağız ve birbirimize olan bağlarımız giderek zayıflayacaktır.
Televizyon, elbette zararsız bir eğlence aracı olmalıdır. Ancak bir aile, televizyon izlemek için bir araya geldiklerinde bile iletişim kuramıyorsa, burada bir sorun vardır. Bireyler, ekranların önünde saatler geçirirken, aile içindeki ilişkiler giderek donuklaşmaktadır. Bu durumun önüne geçmek için, ailelerin birlikte vakit geçirmeleri, ekranlardan uzaklaşarak gerçek iletişimi yeniden kurmaları önemlidir.
Sonuç olarak, televizyonun istilası, toplumsal yapımızı sarsan, aile içindeki ilişkileri koparan bir güç haline gelmiştir. Aileler arasındaki bağların yeniden güçlendirilmesi, bireylerin birbirlerine daha yakın olabilmesi için ekranlardan uzak durmayı öğrenmemiz gerektiği bir dönemdeyiz. İnsan ilişkilerinin gerçek anlamda canlı kalabilmesi için, teknolojiye karşı duyarlı bir yaklaşım geliştirmeli ve insanlığın en değerli hazinesi olan aile bağlarını yeniden inşa etmeliyiz
Esselamün Aleyküm Sağlıcakla Kalın