17 AĞUSTOS VE İSTANBUL DEPREMİ

17 AĞUSTOS VE İSTANBUL DEPREMİ

Deprem ülkemizin gerçeği. Tarih 17 Ağustos 1999 saatler 03:02’yi gösterdiğinde merkez üssü İzmit’in Gölcük ilçesi. 7,8 büyüklüğündeki Deprem sadece Batı Karadeniz bölgesini değil tüm ülkeyi etkilemişti.

Meslek olarak bugünkü gibi dijital imkanların olmadığı günlerde Kocaeli İzmit ilçesi merkezli 7,8 Depremde İstanbul, Sakarya, Yalova, Bolu, Zonguldak, Eskişehir ve Bursa da yıkımlar ve ölümlerin olduğu illerdi. 1999 tarihinde toplamda 18 bin 373 kişi hayatını kaybetmiş, 48 bin 901 kişi yaralanmıştı. Sekiz ilin doğrudan etkilendi. Türkiye’yi ekonomik olarak da etkilenmişti.

24 yıldır ülke olarak peki ders aldık mı?

Deprem konusunda millet olarak ders almadığımız yaşadığımız son depremler ile ortada. 2023 yılının başı 6 Şubat tarihin gösterdiğinde Kahramanmaraş merkezli bir günde yaşadığımız iki depremin acısı taze. Son yaşanan depremler bir kez daha bizlere gösterdi ki ülke ve millet olarak 1999 Depremi’nden dest almamışız. Hatalarımıza devam etmişiz ve etmeye devam ediyoruz.

Peki, canımız yanmadan millet olarak neden önlem almıyoruz?

Meslek hayatım boyunca deprem konusunda hassasiyeti olan birisiyim. Cadde News ve Sancaktepe News Gazetelerimizde birçok manşetimiz ve köşe yazılarımız var. Görsel ve yazılı mecralarda dilimizin döndüğü kadar deprem konusunda uyarılarımızı yaptık. En önemlisi İstanbul için özel kanun çıkarılması gerektiğini her fırsatta dile getirdim.

Görsel ve yazılı mecralarda dile getirdiklerimiz bugün birileri konuşmaya başladı.

Her fırsatta deprem konusunda yaptıkları açıklamalar ile başta yetkililer ve vatandaşlara uyarılarda bulunan Prof. Dr. Naci Görür, Prof. Dr. Ahmet Ercan hocama teşekkür ediyorum. Ayrıca bir bölge tv kanalı olan ÇAY TV İstanbul temsilcisi meslektaşım değerli dostum İbrahim Külünkoğlu’na özellikle İstanbul’un ilçelerinin depreme hazır olup olmadığı konusunda beraber yaptığımız canlı yayınlar ile yetkilileri ve vatandaşları uyardık. Yaptığımız çalışmada özellikle mülk sahiplerinden tepkide aldık o dönemde.

Biz deprem konusunu işlerken ilginç olaylar ile çok karşılaştık.

Ümraniye Kazımkarabekir bilgesinde ÇAY TV adına vatandaşlara ve mülk sahiplerinin görüşlerini aldığımız zaman yaşadığım olaylardan birisini aktarayım. Bildiğim kadarı ile o bölgede ada bazında kentsel dönüşüme izin verilmiş.

Bana bir mülk sahibini gösterdiler. Mahalle sakinlerinden biri bu adam imza vermiyor ki müteahhit kazmayı vursun dediler. Bende yanına giderek neden niçin imza vermediğini sorunca, evini göstererek; şu köşe benim. Bana yapılacak projeden köşeye caddeye gelecek yer istiyorum. Firma yetkililerinde kura çekileceğini ve size nere düşerse orayı alırsın diyor. Ayrıca benim bina üç kat. Benim beş oğlum var her birine bir daire istiyorum dedi. Bende hayretle yüzüne bakarak amca sana devlet bu saatten sonra evlalarına beş ceset torbası verir diyerek uzaklaştım.

 

Evet, yaptığımız çalışmalarda İstanbul ve ilçelerinin deprem konusunda hazır mı? Çalışması yaptığımızda maalesef depreme hazır olmadığını gördük. Mülk sahiplerinin mevcut dairelerini iki katına çıkarmak için yaptıkları içimi acıttı. Belediyelerin bir sonraki dönem için oy kaygısı olduğu için yaptırım yapamamalarının yanında beni üzen olaylarda bir tanesinde ülkemizde Kentsel Dönüşüm konusu gündeme her geldiğinde özellikle bir kesim tarafından Rantsal dönüşüm teraneleri vurarak mahkemelere başvurmaları.

Hatırlayalım yer Hatay ilimiz. Basında yer aldığı için hatırlatıyorum. Hatay’da yapılan mahalle başlı kentsel dönüşümü bölgenin muhalif siyasi partileri başta olmak üzere mevcut belediye başkanı mahkemeye taşıyarak durdurmuş. Peki, o bölgede ne oldu koca bir şehir yerle bir oldu ve birçok insanımız hayatını kaybetti.

 

İstanbul’da kentsel dönüşüm gündeme geldiğinde Rantsal dönüşüm dedikoduları il bir kesim durdurmak için elinde geleni yaptığını hepimiz biliyoruz. Yerinde yenileme ve ada bazında dönüşüm konusunda yapılan çalışmalarda en büyük sorunun mülk sahipleri odluğunu yaptığımız çalışmalarda gördük. Bizler TV kanallarında deprem konusunu kimse gündemine alamazken ÇAY TV de İbrahim beyle yaptığımız programlarda gündeme getirdik. Yayanlarımızda İstanbul’a özel kanun yapılması ve özel İstanbul Depremi kararnameleri ile devletin belirlediği ve kimsenin yapılan planlara müdahale etmemesi gerektiğini söyledik. Deprem bakanlığı kurulması gerektiğini ve bu bakanlık ve ya kurumun adil bir şekilde mülk sahiplerini mağdur etmemeleri gerektiğini söyledik. Ogün söylediklerimizi 6 Şubat Kahramanmaraş depreminden sonra bizim söylediklerimizi gündeme gelmesi bizim açımızdan güzel. İktidarında bu konuda yaptığı çalışmaları taktir ediyorum.

 

Tüm ülke olası İstanbul Depremini bekliyor. İstanbul’da olası depremin etkileri hesaplanıyor. Ama unutmayalım ki olası İstanbul depremin bugüne kadar yönetimlerin sucunun olduğu kadar mülk sahiplerinin de yüksek arz ve taleplerinin vebali çok olacağını düşünüyorum. Olası İstanbul depreminde hazırlıkların en büyük bölümü ceset torba stoklarıdır. Unutmayın herkese yetecek kadar ceset torbası tüm imkânsızlıklara rağmen temin edilir. Gelin her birimiz siyah ceset torbasına girmeden duyarlı olup depreme hazırlıklı olalım.

 Selam ve Dua İle…

 

 

Exit mobile version